24.10.2026
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep Ticaret Odası’nı ziyaret ederek sanayici ve iş insanlarıyla buluştu: 'Bu ekonomik sistemle bu iş yürümez, Türkiye’nin yeniden yapılanması şarttır!'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
- “Gaziantep sanayisinde 100 bine yakın işçinin işine son verilmesi devasa bir toplumsal sorundur; Kayseri'de tekstil devi kapandı, beyaz eşya ve televizyon üreticileri krizde.”
- “Yanlış politikalar yüzünden tekstil sektöründeki iş insanlarımız Mısır'a gidiyor, oraya yatırım yapıyor; bu Türkiye için büyük bir kayıptır.”
- “Dünyada daralma var deniyor ama Çin, Hindistan, Güney Kore meydan okuyor. Avrupa'daki daralma bizi etkiliyor ama asıl sorun bizim üretim modelimizdedir.”
- “Geliştirdiğimiz 'Üstün Yetenek İnşası' kavramıyla nüfusun %1,5-2'lik beyin gücünü Türkiye'de tutmak zorundayız. Aşıyı bulan iki bilim insanı Alman ekonomisine 40 milyar dolar kazandırdı.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep programı kapsamında Gaziantep Ticaret Odası’nı ziyaret ederek iş dünyası temsilcileri, sanayiciler ve tüccarlarla bir araya geldi. Konuşmasında Gaziantep’in Türkiye ekonomisindeki ve Millî Mücadele’deki tarihsel önemine vurgu yapan Kılıçdaroğlu; Gaziantep sanayisindeki kitlesel işten çıkarmalardan tekstil yatırımlarının Mısır'a kaymasına, küresel ekonomik dinamiklerden kamuda üstün yetenek inşası reformuna kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gaziantep Ticaret Odası ziyaretindeki konuşmasının tamamı şöyle:
Gaziantep aynı zamanda bölgenin en etkili, üretim zinciri içerisinde üretim yapan, istihdam yaratan, ihracat yapıp Türkiye’ye döviz kazandıran bir kent. Gaziantep’i böyle görüyoruz. Gaziantep aynı zamanda Millî Kurtuluş Savaşı sırasında kendisini göstermiş, “gazilik” unvanını almış, kahramanları her zaman yad edilen, Türkiye’nin bütün coğrafyasında yad edilen güzel bir kentimiz.
Eskiden beri tanırım Gaziantep’i. Bürokrat olarak da geldim; bürokrat olarak da Gaziantep’te görev yaptım, Hatay’da görev yaptım, bu bölgelerde görev yaptım. Büyük kentlere genelde görevimiz nedeniyle vergi incelemesi için giderdik; pek kimse hoşlanmaz ama görevimiz oydu bizim kamuda. Ama bunu adaletle yapardık, intikam duygusuyla değil. Bizi öyle yetiştirdiler; adaleti her yerde, her ortamda sağlayacaksınız diye.
“GAZİANTEP SANAYİSİNDE 100 BİN İŞÇİNİN İŞİNE SON VERİLMESİ BÜYÜK BİR TOPLUMSAL SORUNDUR”
Gaziantep’in pek çok sorunu var, kabul etmek lazım. Özellikle ekonomi açısından, izlenen ekonomi politikası açısından büyük sorunlarla karşı karşıya. Ama bu sorun sadece Gaziantep’e özgü değil. Türkiye’nin her yerinde, her ortamında benzer sorunlar yaşanıyor. Geçen grup toplantısında bahsetmiştim; yanlış hatırlamıyorsam tekstil sektöründe çalışan, üretim yapan fabrika Kayseri’de kapandı. Orta Anadolu’nun en büyük tekstil fabrikası. Şimdi bu herkesin vicdanında derin yaralar açıyor. Bir fabrika… Kendi geleceğini sürdürmek, kendisini sürekli yenilemek ve tarihsel kimliğini de kendisinden sonraki kuşaklara aktarmak gibi de bir görevi var sanayicinin, ticaret erbabının böyle bir görevi var. Ama 43 yıllık bir fabrika kapanıyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir.
Gaziantep'in sanayi bölgesinde fabrikalarında 100 bine yakın işçinin işini kaybettiğini, daha doğrusu işlerine son verildiğini —çünkü ekonomik kriz nedeniyle son verildiğini— biliyoruz. 100.000 kişinin işsiz kalması büyük bir sorundur, toplumsal bir sorundur. Bu sorun sadece Gaziantep'in sorunu değil, Türkiye'nin sorunudur. Aynı sorunu sadece Gaziantep yaşamıyor; İstanbul'da yaşıyor, Ankara'da yaşıyor, Kayseri'de yaşıyor. Adana, Osmaniye... Buralarda da var. Devasa fabrikaların tek tek kapandığını, tek tek üretim zincirinde biraz yavaşlamaya gittiğini, kısmen üretim yaptığını görüyoruz.
“ÇİN VE HİNDİSTAN MEYDAN OKURKEN BİZİM SANAYİCİMİZ MISIR’A KAÇIYOR”
İzlenen politikayı şuna bağlayabiliriz: Dünyadaki gelişmeler, ekonomik durgunluk vesaire var, dolayısıyla bizde de var. Öyle olabilir ama bundan Çin etkilenmiyor, dünyanın her tarafında meydan okuyor. Hindistan etkilenmiyor, dünyanın her tarafında meydan okuyor. Daralma dünyada varsa Çin'de de olması lazım, etkilenmesi lazım; Hindistan'ın etkilenmesi lazım, Endonezya'nın etkilenmesi lazım, Güney Kore'nin etkilenmesi lazım, Japonya'nın etkilenmesi lazım.
Avrupa etkiliyor bizi, doğrudur. Çünkü Avrupa, Trump'ın konuşmasından sonra "Ben artık NATO yatırımlarının bütün maliyetini çekmek zorunda değilim, ey Avrupalılar siz de yapacaksınız" deyince Avrupa savunma sanayisinde kendisini kilitlemek zorunda kaldı. Ukrayna savaşı da var. Dolayısıyla sosyal yaşamda bir gerilemeyi görüyoruz. Kaynak aktarımında doğrudan vatandaşa değil, savunma sanayisine kaynağın aktarıldığını görüyoruz. Bu tabii doğal olarak en büyük ihracatımız Avrupa'ya olduğu için o da bizi etkiliyor.
Ama bütün bunlara karşın özellikle tekstil sektöründe iş insanlarımızın Mısır'a gitmesi, Mısır'da yatırım yapması ve orada faaliyetlerini sürdürmeleri, işçilik açısından sürdürmeleri bizim bir kaybımız. Bizim bir kaybımız bu! Ne kadar sürer, ne kadar devam eder doğrusunu isterseniz onu bilmiyorum ama bu politika böyle devam ederse bu da sürekli olarak devam edecektir.
“BU EKONOMİK SİSTEMLE BU İŞ YÜRÜMEZ, ÜSTÜN YETENEK İNŞASINI BAŞLATACAĞIZ”
Sanayide büyük sorunlarımız var. Türkiye'nin göz bebeği olan sanayi kuruluşlarımız; buzdolabı üreten, çamaşır makinesi üreten —yani beyaz eşya üreticileri— televizyon üreten fabrikaların büyük ölçüde krize girdiğini görüyoruz. Temel nedeni ne?
Siyasetçi olarak, ekonomiyi iyi bilen birisi olarak, Maliye Bakanlığı'nda uzun yıllar çalışan birisi olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı'nda görev yapan birisi olarak, kamuda müsteşar yardımcılığına kadar pek çok makamda görev yapan birisi olarak gördüğüm tablo şu: Bu ekonomik sistemle bu iş yürümez! Bu yapıyla bu iş yürümez! Türkiye'nin yeniden bir yapılanmaya girmesi lazım. Üretim zincirlerini, üretim halkalarını yeniden gözden geçirmesi lazım.
Üniversiteler bilgi üretmek zorundadır. Bilgi üretemeyen bir toplum ilerleyemez, büyüyemez. Bilgiyi üreten mekanlar üniversitelerdir. Bizim geliştirdiğimiz bir kavram var: "Üstün Yetenek İnşası." Bunu belki ilk kez duyuyorsunuz. Bir toplumu ileriye taşıyan, büyük buluşlara imza atan, o toplumun nüfusunun %1,5-2'sinin sayesinde oluyor. Bunlar üstün yetenekli insanlar. Bu üstün yetenekli insanları devlet el üstünde tutar, bir yere gitmesine izin vermez kolay kolay, onların her türlü imkânını karşılar.
Tipik örnektir: Covid-19 aşısını bulan Türkiye kökenli iki Alman vatandaşı... 40 milyar dolar Alman ekonomisine kazandırdıkları para! İki kişi. Bunlar Türkiye'de olsaydı, biz bunları burada tutsaydık, bu imkânı biz verseydik, 40 milyar doları biz alacaktık.